İnsanoğlu Fazla Dünya Kokuyorsun

Uzun zamandır hayattan kopuk yaşıyorum ve yazmıyorum. Bugün o kadar çok zorlandımki bu satırları yazarken. Şair ne demiş satırlar dile gelse kim bilir daha neler söyler bende o haldeyim. Ne kadar içimi döksemde satırlardaki sözler içimdeki ateşin yarısını anlatamaz. Ve hiçbirşeyin ölmediğini satırlarımdan anlarsınız.Bir hikayeyle başlamak istedim bugün;

Fare, aforizmalarını sıralarken düş denizinde balçıklı acılar arayan bir dalgıca benziyordu. Öyle güçlü dolunayları vardır ki, ışık onun yüzüne taç takan bir GÜNEŞ, bir gece olmuştu.
Gündüzünü sıcak duyguların akışına götüren fare, kurbağa ve kaplumbağayla beraber bir dünya oluşturmuştu. Bu dünyaya göre her insan kayıp bir yaşamda doğmakta, derin bir uykunun mezarlığında yatmaktaydı. Farenin insandaki tiksinti noktası onu mutlu ediyordu.
Hiç kimseye yakın olmak istemeyen fare insanlardan kaçmak istiyordu. Onlarla yüzleşmek istememesinin temel nedeni sürekli olarak itilip kakılmasıydı. Filozof sayesinde farenin bir itibarı, belli bir kişiliği ve değeri olmuştu. Optimus, ona gönül penceresinden bir mevsim açmış, kimileri ölü yağmurlarda tükenirken, o bir bardak suyun içindeki ışıkla yaşama kavuşmaktaydı. Filizof, fare için beslediği bir damla çocuklukla nice insanlar büyütüyordu.
Fareyi bir Sevgili, insan ve dost yerine koyuyordu.
Gerçekler tarafından yakalandıkça ağlar, Hayalleri yakaladıkça gülersin.
Birini öfkenle anında öldürebilirsin. Ama o kişi affedersen, Onu kendisine ömrü boyunca mahkum edersin.
Sonsuz karanlıkları görmeden gölgeleri fark edemezsiniz.
Ve ışığa çıkmanız için,İlk önce acılarınızı külleştirmelisiniz.
Acıların kendisini düşlerle armağanlara çevirir. Öyle güzel oyuncaklarla oynarsınız ki,
Siz bile nasıl bir yaratılış oluşturduğunuza şaşarsınız.
Kendini susturana kadar haykır. Zamanla öyle bir hale gelirsin ki, Sustukların bile haykırışa dönüşür.
Fare, kuyruğundaki mavi atı sonsuz dünyaların mahzenlerine doğru sürmeye başlamıştı. Hem atın üstünde gezinen bir şahin, hem de gökyüzünde uçan bir ata dönüşmüştü. Öyle ki, kendi pençelerinde atın kişnemesini, toynaklarındaysa şahinin yırtıcı gagasını görüyordu. Tek başına insan olan hayvanlara dönüşen fare, filozofun kalbindeki mesafeleri teker teker kapatmaya başlamıştı.
İnsanoğlu öyle bir hale geldi ki,
Sessiz kalanları bile yargılamaya başladı.
Yakında kim bilir kaç dilsizi infaz edecekler,
Kötülükle mim çektikleri gözlerinde.
Ama çok sonrasında farkına varacaklar,
Gerçeğin yanlızca suskunlar tarafından görülebildiğinin.
Ey Dünya!
Seninle susturulduklarımın ve bastırıldıklarımın özgür olma hissi kadar konuşmak istiyorum. Senin yerine cevap verebilecek kadar seninleyim. Tıpkı senin yerine ölebilecek kadar seni yaşadığım gibi. Sen olmasan da, bu yürek yaşayacaktır seni. Ve herkes yok olurken bir yerde, yokluktan varlık içinde sevecektir seni.
Öyle bir küstüm ki hayata, Taki şansım dediğim kişi karşıma çıkana kadar beni o bataklıktan o bataklığa savrulurken kurtaran kişi uzun zaman oldu belki görüşmeyeli ama duygularımı anlattığımda karşılık verdi. Beni ordan tek hamlede çıkardı. Çekti aldı. Kendimi tamamen yok edene kadar beklemeden. Sonrasında içimdekiyle öyle bir barıştım ki, Her şey en ufak zerresine kadar hayat ve umutla doldu.Ne düşmek kaldı geriye, ne de tükenmek, Tırmanmış olduğum yücelik sanatında.
Kendimi yokluklardan varlıklara götüren ruhum, Şansımın gelmesiyle varlığımı idare ettirmeyi öğretti bana. Ölüm meleğimden kurtaran şansım.

One thought on “İnsanoğlu Fazla Dünya Kokuyorsun

  1. Fatma

    Çünkü, o yüzdendir ki bitirmeden başlayamayız !!!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>